İnsan Hakları ve Dayanışma Derneği-İsviçre \ Verein für Menschenrechte und Solidarität in der Schweiz

CİNSİYETÇİ POLİTİKALARA KARŞI EŞİT HAKLAR İÇİN 14 HAZİRAN 2019’DA SOKAĞA

14.06.2019

Toplumsal cinsiyet eşitliği bir insan hakkıdır ve her birey cinsiyeti sebebiyle zulme, ayrımcılığa, şiddete uğramadan yaşama hakkına sahiptir.

Kadının insan haklarını savunmak için; emeği, bedeni ve kimliğinin sömürüsüne karşı tutum almak, kadın eşitlikçi bir toplumun var edilmesi için aktif mücadele vermek gerekmektedir.

4 Haziran Kadın Grevi’ne katılıyoruz çünkü;

Kapitalist erkek egemen sistemin dayanağı haline getirilen kadınlar dünyanın her yerinde olduğu gibi İsviçre’de de ayrımcılığa maruz kalıyor. İsviçre’de halen 5 kadından biri cinsel şiddet mağduru. 10 kadından biri doğum izninden döndükten sonra işten kovuluyor. Haftada bir kadın partneri tarafından öldürülüyor. Kadınlar erkeklerden % 19,6 daha az ücret alıyor. 4 karar vericiden yalnızca 1’i kadın.

Greve katılıyoruz çünkü; cinsiyet eşitsizliği göçmen kadınları bir kat daha fazla vuruyor. Göçmen kadınlar kendi ülkelerinden gelen gelenekçiliğin yanı sıra statüsünden, dilinden, renginden, inancından dolayı sosyal adaletsizliğe uğruyor, ortak yaşam alanlarının dışına itiliyor. Ezici çoğunluğunun kariyeri İsviçre Devlet’i tarafından tanınmadığı için işsiz bırakılıyor ya da vasıfsız eleman kategorisinde daha çok hizmet sektöründe güvencesiz işlerde ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor.

Greve katılıyoruz çünkü; ülkemiz Türkiye’de de durum farklı değil hatta daha fazlası. Toplumsal cinsiyet rollerini reddeden kadınların can güvenliği yok. Yükselen gericilik ve faşizm tüm demokratik hakları yok ettiği gibi kadınların eşitlik haklarını özgürlüklerini tehdit ediyor. Sadece boşanmak istediği için partneri tarafından öldürülen kadınların sayısı hiç az değil. Toplumun üstyapı unsurları kadının insan haklarını yok sayıyor ve tüm yaşamları kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Yaşamın her alanında ayrımcığa, şiddete uğrayan kadınlar ekonomik krizlerin bedelini de en ağır şekilde ödüyor. Ekonomi kadınların görünmeyen emeği üzerinden yükseliyor.

Greve katılıyoruz çünkü kadınlar haklı, tüm talepleri çok somut ve meşru. Cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, ücret eşitsizliğine, şiddete, ırkçılığa, savaşlara karşı, yeryüzündeki tüm kadınların eşitlik hakkı, adalet ve özgürlüğü için 14 Haziran’da grevdeyiz.

İHDD-İsviçre

Against the sexist policies and for equal rights let’s go on the streets on 14. June

Social gender equality is a human right and every individual has right to live without being subjected to persecution, discrimination and violation because of her/his gender.

To support the human rights of the women it is necessary to take position against the exploitation of their labour, body and identity and to struggle actively to build a society in which the women are equal.

We participate in 14 June Women’s Strike, because;

The women, who are turned into the pillar of male-dominant system, are discriminated in Switzerland as everywhere in the world. Currently, one fifth of the women are victim of sexual violence in Switzerland. One tenth of the women are dismissed from their jobs after maternity leave. Every week one woman is killed by her partner. Women earn % 19,6 less than men. Only one fourth of the women are decision-makers.

We participate in the strike, because; sexual inequality hits the migrant women one time more. Migrant women are exposed to social inequality because of their statute, language, colour, belief in addition to traditions rooting from their countries and are expelled to outside of common life areas. Overwhelming majority of them become jobless because their carriers are not recognized by Swiss state or they are employed in service sector in unsecure jobs as cheap labour.

We participate in the strike, because; the situation in Turkey is not different, even worse. The women, who deny their sexual roles, do not have security of life. Rising reactionism and fascism threat the equal rights and freedoms of the women as well as wipe off all democratic rights. The number of women who are killed because they want to divorce is not small. The superstructure elements of the society ignore the rights of the women and try to control all their lives. The women who are discriminated and subjected to violence in all spheres of life pay the price of the economic crises most heavily. Economy rises over the invisible labour of the women.

We participate in the strike, because the women are right, their demands are very concrete and legitimate. Against the discrimination, wages inequality, violence, racism, wars and for the equality of rights, justice and freedom of the women all over the world we are on strike on 14. June.

Human Rights and Solidarity Association in Switzerland

 

Gegen die sexistische Politik und für Gleichberechtigung gehen wir am 14. Juni auf die Strasse

Die soziale Gleichstellung der Geschlechter ist ein Menschenrecht und alle Menschen haben das Recht, zu leben, ohne wegen ihrer Geschlecht verfolgt, diskriminiert und verletzt zu werden.

Um die Menschenrechte der Frauen zu unterstützen, ist es notwendig, gegen die Ausbeutung ihrer Arbeitskraft, ihres Körpers und ihrer Identität Stellung zu beziehen und sich aktiv für den Aufbau einer Gesellschaft einzusetzen, in der die Frauen gleichberechtigt sind.

Wir nehmen am Frauenstreik am 14. Juni teil, weil:

Die Frauen, die zur Säule des männlich dominierenden Systems werden, werden in der Schweiz wie überall auf der Welt diskriminiert. Derzeit ist in der Schweiz ein Fünftel der Frauen Opfer sexueller Gewalt. Ein Zehntel der Frauen wird nach dem Mutterschaftsurlaub entlassen. Jede Woche wird eine Frau von ihrem Partner getötet. Frauen verdienen % 19,6 weniger als Männer. Nur ein Viertel der Frauen sind Entscheiderinnen.

Wir beteiligen uns am Streik, weil; Die sexuelle Ungleichheit trifft die Migrantinnen noch einmal. Migrantinnen sind aufgrund ihres Statuts, ihrer Sprache, ihrer Hautfarbe und ihres Glaubens zusätzlich zu Traditionen, die aus ihren Ländern stammen, sozialer Ungleichheit ausgesetzt und werden ausserhalb gemeinsamer Lebensbereiche ausgewiesen. Die überwiegende Mehrheit von ihnen wird arbeitslos, weil ihre Träger vom Schweizer Staat nicht anerkannt sind oder sie im Dienstleistungssektor in unsicheren Jobs als billige Arbeitskräfte beschäftigt sind.

Wir beteiligen uns am Streik, weil; Die Situation in der Türkei ist nicht anders, noch schlimmer. Die Frauen, die ihre sexuellen Rollen verleugnen, haben keine Lebenssicherheit. Der zunehmende Reaktionismus und Faschismus bedrohen die Gleichberechtigung und die Freiheiten der Frauen und beseitigen alle demokratischen Rechte. Die Zahl der Frauen, die getötet werden, weil sie sich scheiden lassen wollen, ist nicht gering. Die Überbauelemente der Gesellschaft ignorieren die Rechte der Frauen und versuchen, ihr ganzes Leben zu kontrollieren. Die Frauen, die in allen Lebensbereichen diskriminiert und gewalttätig sind, zahlen den Preis für die Wirtschaftskrise am härtesten. Die Wirtschaft erhebt sich über die unsichtbare Arbeit der Frauen.

Wir beteiligen uns am Streik, weil die Frauen Recht haben, ihre Forderungen sehr konkret und legitim sind. Gegen Diskriminierung, Lohnungleichheit, Gewalt, Rassismus, Kriege und für die Gleichberechtigung, Gerechtigkeit und Freiheit der Frauen auf der ganzen Welt streiken wir am 14. Juni.

Verein für Menschenrechte und Solidarität in der Schweiz

ÇHD'Lİ VE HALKIN HUKUK BÜROSUNDAN AVUKATLAR İÇİN BERN'DE EYLEMDEYDİK

05.04.2019

Bugün, 5 Nisan 2019'da, Bern’de İsviçreli Demokrat Avukatların çağrısıyla ÇHD’li avukatlar için “Savunmaya Özgürlük” eylemindeydik. Yaklaşık 100 kişi pankartlarla, dövizlerle, bildiriler ve konuşmalarla ÇHD'li avukatların haksız bir şekilde yargılanmasını ve ağır cezalara mahkum edilmesini protesto ettik. Aynı zamanda 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü idi bugün. Hak ve özgürlük mücadelesi veren bütün avukatların, öncelikle de düşüncelerinden ve mücadelelerinden dolayı tutuklanan, mahkum edilen, baskı altında tutulan tüm devrimci, demokrat avukatların avukatlar günü kutlu olsun diyoruz. Düşüncelerinden ve savundukları davalardan dolayı tutsak edilen bütün devrimci-demokrat-hak savunucusu avukatların biran önce özgürlüklerine kavuşmalarını talep ediyoruz. İnsan hakları savunucusu avukat Tahir Elçi nezdinde yaşamını yetirmiş avukatları saygıyla anıyoruz.

BERN'DE TECRİDE KARŞI ÇIKTIK ÖLÜMLER DURSUN DEDİK

28.03.2019

 

Türkiye cezaevlerinde ve dünyanın değişik yerlerinde Abdullah Öcalan'a yönelik yasadışı tecridin kaldırılması için gerçekleştirilen açlık grevleri ile ilgili İsviçre'nin Bern kentinde İnsan Hakları Derneği İsviçre Temsilciliği ile birlikte 28.03.2019 tarihinde basın açıklaması ve bir gösteri gerçekleştirdik.

Şehir merkezinde düzenlediğimiz sessiz eylemde tecridin bir işkence olduğunu, Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin yasal bir zemini bulunmadığını ifade ederek açlık grevlerine giden eylemcilere de çağrıda bulunduk ve yaşam pahasına verilen hak ve özgürlükler mücadelesinde yaşamın esas alınması gerektiğini, yaşamanın direnmek olduğunu ifade ettik.

Eylemde okunan bildiriyi aşağıda iletiyoruz.

TECRİT KALDIRILMALI, YAŞAM ESAS ALINMALI

Türkiye’de hukuksuzluğun, temel hak ve özgürlüklerin ihlali ile birlikte insan yaşamının ve can güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğu bir dönem yaşanmaktadır.

Mevcut iktidara muhalif her birey cezalarla, göz altılarla korkutularak sindirilmekte. Konuşan, haklarına sahip çıkanlar hedef gösterilmekte, tutuklanmakta ve ölümle tehdit edilmektedirler.

Bir diğer gerçeklik ise hapishanelerdeki tecrittir. T.C. Devleti kendi yasalarını ihlal ediyor. Türkiye’de binlerce PKK`li tutsak devlet kendi yasalarına uysun, Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılsın diye açlık grevi yapıyor ve hayatlarını kaybediyor.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacı ile Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de başlatmış olduğu ve 100’ün üzerinde hapishanede devam eden açlık grevleri 140’ lı günlere ulaşırken hapishanelerden ardı ardına ölüm haberleri geliyor. 21 Şubat 2019 günü Almanya’da Uğur Şakar, 17 Mart 2019 günü Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde Zülküf Gezen, 22 Mart 2019 günü Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde Ayten Beçet, 24 Mart 2019 günü Erzurum Oltu T Tipi Cezaevi’nde Zehra Sağlam, 25 Mart 2019 günü Mardin E Tipi Cezaevinde Medya Çınar tecrit kaldırılsın diye yaşamlarına son vermişlerdir. Tüm bunlara rağmen, mevcut iktidar ve dünya kamuoyu duyarsız kalmaya ve sessizliğini korumaya devam etmektedir. T.C. Devleti mahpusların taleplerini dikkate almadığı gibi yaşamına son veren mahpusların ailelerinin cenazelerini inançları ve kültürlerine göre defnetmelerini engellemiş, usulüne uygun defin hakkını da tanımamıştır. Cenazeler polis tarafından gece vakti defnedilmiştir.

Öncelikle yaşamını yitirenlerin ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi, bu ölümlerden dolayı son derece üzüntü içerisinde olduğumuzu, adım atılmadığı taktirde kalıcı hasarların, ölümlerin artacağına dair kaygılarımızı paylaşmak isteriz. Sebep ne olursa olsun insanların yaşamlarına son vermesi kabul edilir bir durum değildir. İnsan hakları savunucuları olarak, çözümün ölerek değil yaşyarak mücadele etmekte olduğunu belirtmek isteriz.

Hangi suç iddiası ile yargılanırsa yargılansın ya da mahkum olsun, tecrit; yalnızlaştırma ve bir insanlık suçudur, işkencedir. BM Mandela Kurallarına aykırıdır. Bu işkence yöntemine karşı ayrım yapılmaksızın mücadele edilmelidir. Böylesi bir dönemde dayanışma mücadeleyi güçlü kılacaktır.

Bizler biliyoruz ki, bu eylemlerin nedeni T.C. Devleti’nin yasadışı, insanlık dışı, hukuka aykırı uygulamalarıdır. Yasal, insani taleplerin karşılanmaması nedeniyle ölümlerin yaşanmasından, uzun süreli açlığın yol açtığı zararlardan esas olarak kendi yasalarına dahi uymayan T.C. Devleti sorumludur. İnsan yaşamına daha fazla duyarsız kalınmadan, mahpusların/direnişçilerin yasal, meşru talepleri bir an önce karşılanmalıdır.

Başta AK (Avrupa Konseyi ) ve CPT (İşkenceyi Önleme Komitesi) olmak üzere Avrupa kurumları ve ülkeleri Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak kabul ettiği ilke ve değerlere saygı duyması için girişimde bulunmalı, yok edilmekte olan insan hakları, hukuk, demokrasi ve barış için katkı sağlamalıdır. Bu kurumlar, bir milletvekili ve binlerce eylemcinin bu değerler uğruna başlattıkları açlık grevlerinde yaşamlarını yitirmelerinin önüne geçmelidir. Ayrıca insan hakları örgütleri olarak, hak ve özgürlükler mücadelesinin her türlü güçlük ve olumsuzluğa rağmen yaşam hakkını savunarak, yaşamı değil zulmü yok ederek verilmesi gerektiği, yaşam hakkının temel bir hak olduğu gerçeğinden hareketle, bedenlerini açlığa, ölüme yatırarak hak mücadelesi verenlere de seslenmek istiyoruz:

Haklar ve özgürlükleri yaşam pahasına sahiplenirken yaşam hakkını esas alalım. İnsan onuru ve haklarını birlikte koruyalım geliştirelim.“Yaşamak direnmektir! / Berxwedan Jiyane” anlayışıyla zulme inat, daha fazla yaşayarak yaşam enerjimizle baskılara karşı mücadele edelim.

Yaşamı birlikte savunalım, daha güzel yarınlara taşıyalım.

İnsan HaklarıDerneği İsviçre Temsilciliği

İnsan Hakları ve Dayanışma Derneği-İsviçre

ARTI TV İLE DAYANIŞMA

13.02.2019

Bern’de düzenlediğimiz Artı TV ile Artı buluşması 16 Şubat 2019 Cumartesi günü Bern Dergah’ta yoğun bir katılım ile gerçekleşti. Buluşmada Artı Tv/Artı Gerçek yazarları Celal Başlangıç, Mehveş Evin ve Ragıp Duran Türkiye’de Basın Özgürlüğü ve İnsan Hakları konusundaki düşüncelerini, son gelişmeleri ve yakın tarihte yaşanmış olayları farklı açı ve yorumlarla izleyicilere aktardılar. Yazarlara yöneltilen sorular yemek arasından sonra yanıtlandı. Müzisyen arkadaşlarımız Hilmi Nar ve Muzaffer Öztürk ise son bölümde seslendirdikleri parçalarla bizlere güzel anlar yaşattılar. Türkiye’nin en büyük ve alanındaki tek muhalif televizyonu Artı Tv ile dayanışmanın, küçük de olsa maddi katkıda bulunmanın, aramızdaki gönül ve düşünce bağını büyütmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Arkadaşımız S. Oral Uyan yazdı, Veronika Hartmann çevirdi. Biz de tanıtalım dedik. Kitap tanıtım ve okuma etkinliğine tüm dostları bekliyoruz.

Göçmen Dayanışma Ağı (Migrant Solidarity Network - MSN) Toplantısı 24 Şubat Pazar günü Göçmen Dayanışma Ağı’nın (Migrant Solidarity Network - MSN) toplantısı yapılacak. Gündem İsviçre çapındaki 3 Şubat toplantısının değerlendirilmesi, yakın ve uzak gelecekte yapılabileceklerin tartışılması. MSN bugüne kadar birlikte olduğumuz arkadaşlarla ve yeni katılımcılarla birlikte tartışmak ve yeni faaliyetler örgütlemek için ilgili tüm kişi, kurum ve çevreleri davet ediyor. Adres: Güterstrasse 8 (2. Kat) Bern. Saat 13.00.

İsim*
E-posta adresi*
Telefon numarası*
Konu*
Mesaj*

Bize ulaşın

Buraya tıklayın ve e-posta adresi, telefon numarası, adres veya web sitenizin ziyaretçilerinin sizinle iletişim kurabileceği diğer iletişim bilgilerini yazın.
İsim*
E-posta adresi*
Mesaj*

Açık olduğu saatler

Bir mağazanız varsa bu alanı web sitenizin ziyaretçilerine mağazanızın ne zaman açık olduğunu bildirmek için kullanın.